
Ölüm; insanlığın var olduğu günden bu yana tartışılan bir kavram. Peki biz ölüm hakkında neler biliyoruz? Ben söyleyeyim. Ölümü, ölen kişinin bir talihsizliği olarak görüyoruz. Ölen kişi, çok yakınımız olmadığında "tüh tüh.." "yazık olmuş..." gibi laflar ediyoruz. Aslında ölüm, kişinin yaşayacağı yahut tecrübe edebileceği bir şey asla değildir. Ölüm, sadece ölen kişi ile çevresi arasındaki bağlantının dünya yaşamının sonuna kadar kesilmesini simgeler.
Bu noktada, ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgiye olan yakınlığımızı farkeden bir grup tıp öğrencisi, ölüm sınırları içerisine adım atmaya karar verirler. İstedikleri tek şey, ölüm hakkında fikir edinmek, ölümden bir lokma alıp tadına bakmaktır. Ama her şey bu kadar değildir. Olaylar gelişir...
Tür: Drama, Horror, Sci-Fi
Yapım: 1990
Yönetmen: Joel Schumacher
Oyuncular: Kevin Bacon, Julia Roberts, Kiefer Sutherland
"Ölümün son iyiliği; bir daha ölüm olmamasıdır."


Bunlara ek olarak, bu dizinin en takdir edilmesi gerek yönü popülerlik kaygısı yok. "izlenmem" düşüncesi yok. İzleyiciye göre değil, üzerinde olduğu yola göre devam ediyor. Etmeli de, etsin de.
Bu veriler sadece Facebook'un ne denli bilindiğini ve önemsendiğini gözler önüne seriyor. Facebook gün geçtikçe sosyal bir ağ olmaktan uzaklaşıyor. Bu site insanların adı ve soyadıyla, tüm bilgilerini içerebilmesi açısıyla ilk zamanlar gayet "eski bir arkadaşı bulmayı" yahut, "düzenli veya düzensiz görülen arkadaşlarla iletişim içerisinde olmayı" vaat ediyor konumundaydı. Bu, zamanla kendini ifade etmekte zorlanan insanların siyasi görüşünü, sosyal yaşam tarzını, cinsel bakış açısını, olaylara yaklaşımını sergilediği hatta bu eylemlerini bir kişisel kaygı konumuna getirdiği bir site oldu. Haliyle Facebook Milliyetçiliği adı verilen bir kavram doğdu. Ülkeyi kurtarmacalar, bayramlarda hatırlanan çocuklar, yılın bir günü hatırlanan şehitler, 10 Kasım'da hatırlanan ulu önder. Bu kadar basitleştik, bu kadar yapaylaştık.
