Sıradan bir gecenin sıradan bir sabahına kutsal bir ayin kokusu sindirebilmişsek, ne mutlu bana. Ne mutlu “bana” çünkü zerren dahi yok bu mis kokulu atmosferde. Yanımda uzanan bedeninin varlığı seni dahil etmiyor hiç bir güzelliğe. Aksine tüm güzellikleri biçen, körelten, ve bilhassa bayağılaştıran tek unsursun sen. Saygılı bir yaşanmışlığın saygısız sonralarında bıraktım seni. Sen de bunu istedin zaten tahayyülü zor değil.
Ancak yaşananların saygılı kısımlarını aldım yanıma giderken, sana bırakmamaya gayret ettim çünkü onları buruşturup atacağın o poşetin nereye gideceğini gözlerimle görmüştüm. Ziyan olsunlar istemedim. Sana yalnızca saygısızlığını bıraktım. Sonralara, ertelere, ardlara olan SAYGISIZLIĞINI. Çünkü sen alışıktın imitasyon sevişmelere, çünkü sen severdin bencilliğini.. Aklım sende kaldı sanıyorsun şimdi biliyorum, ama o senin hüsn-ü kuruntun. Elbette seni hala seviyorum, ama gülüşünü, sesini, zihnini yalnızca. Yaşananları, konuşulanları, sevişilenleri değil. Kişiselleştirmeden sevmeye devam ediyorum seni. Ayda bir kez özleyip aradığım arkadaşım kadar. Tutkusuz, acısız, yer yer yabancılaşarak, uzaklaşarak, ölümün dışında hiç bir yaşadığının beni incitmesine ihtimal olmayarak. Evet buldum sanırım, seni seviyorum; ama yalnızca “ölürsen” üzülecek kadar.
Alıntıdır.*
Oklahoma City Thunder şüphesiz şu an burada olması en mucize olan takım. Çok zor bir eşleşme yaşamamalarına rağmen Batı finaline kadar yükselmeleri büyük başarı onlar adına. Thunder çok değişik bir takım.Benchten çok ekstra katkılar alabiliyorlar. Russel Westbrook ve Kevin Durant takımı sırtlayan isimler. Kevin Perkins ise bir abi görevi üstlenmiş durumda, çok da yararlı oluyor. Dallas serisinde 1-0 geriye düşmelerine rağmen Dallas'ta seriyi 1-1'e getirdiler. Eğer evlerinde Dallas'a bir maç hediye etmezlerse Finale yükselmeleri işten bile değil. Açıkçası benim de desteklediğim takım Thunder. Ancak şöyle bir şey var ki, karşılarındaki takım Nowitzki'nin takımı. Kolay olmayacak.
Miami Heat, bu sene final oynayıp madalyayı alamasa bile hayal kırıklığı yaratacak kadar iyi bir takım kurdu, Big Three'yi yarattı. Maç başı ortalama 60-70 sayı üreten bir üçlü bu. Ekstra katkılar ile her maçı rahatça alacak kadar güçlüler. Zor anlarda sorumluluk alabilecek, el yakan toplarda çekinmeden hücum edebilecek 3 tane oyuncuları var. Chicago için çok kolay olmayacak ancak onların da güvendikleri bir şey var: takım oyunu!

Bence, internet konusunda geldiğimiz durum sadece internetin değil, ülkenin "kafa" yapısının pek iç acıcı olmadığının göstergesi. "Bugün internetimize kafa sokanlar, yarın giyinmemize, diğer gün düşüncelerimize, öbür gün de ülkenin yönetim şekline erişebilir." çıkarımı yapmak pek de mümkünatsız görünmüyor.



